Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başkan, değerli Milletvekilleri, değerli konuklar,
Türkiye Partisi adına hepinizi en içten, en samimi duygularımla selamlıyorum.
Dünyadaki 104 ülke arasında Türkiye 2009 yılında refah düzeyi açısından 69. sırada yer alabilmiştir. Oysa, 2007'de 45., 2008'de ise 61. sıradaydı. Bu durum, ülkemizin refahı açısından son iki yılda 24 basamak gerilemiş olduğunu göstermektedir. Asgari ücret, açlık sınırının altındadır. Emekli maaşları, açlık sınırının altındadır. Devlet memurlarının %90'ı yoksulluk sınırının altında maaş almaktadır. İşgücüne katılım oranı ve iş bulmaktan umudunu kesenler hesaba dahil edilirse, dünyada en fazla işsizin olduğu ülke Türkiye'dir. Çalışanların %43'ü Sosyal Güvenlik Kurumları'na kayıtlı bile değildir. 2009 yılında Ortadoğu ülkeleri %2.2 büyürken, Uzak Asya ülkeleri %6.5 büyürken, Türkiye %4.7 küçülmüştür, fakirleşmiştir. Krizin merkezi ABD ve iflas eden Yunanistan %2.5 küçülürken, Türkiye bunun iki katı bir küçülme yaşamıştır.
Çiftçi perişandır. Son üç yılda tütün ziraati bitti, Virginia tütünü ithal ediyoruz. Son üç yılda pamuk bitti, Yunanistan'dan pamuk ithal ediyoruz. Küçükbaş hayvancılık can çekişiyor. Fındık, çay, pancar, hububat ziraati zordadır. Türkiye ekonomisi, dış ihtiyaçlara göre yapılanıyor. Sanayi, rekabet zorlukları çekiyor. Esnaf perişan, siftahsız dükkanlar kapanıyor. Yapılan hesaba göre, haciz amacıyla günde 2602 ev ve işyerine icra memuru gitmektedir. Çocuklarımızın bilgisayarları, evlerdeki mobilya ve televizyonlar aile fertlerinin gözleri önünde alınıp götürülmektedir. Yaklaşık olarak her gün ortalama 120 araç haczedilmekte, 270 fabrika ve işyeri kapanmakta, her gün 26.000 çek karşılıksız çıkmakta ve 4.000 senet protesto edilmektedir. Ülkemizde kredi borcu takibe düşen kobi sayısı son bir yılda %83 artarak 200.000'e ulaşmıştır. Ailelerin %54'ü borçludur. Uyuşturucu, hırsızlık, gasp yaygınlaşmıştır. Böbreklerini satılığa çıkarak köyler maalesef bu ülkededir. Son bir yılda 1.662 çocuk organ mafyası ve diğer nedenlerle kaçırılmıştır.
Bu ortamda siyasi kavgalar hala devam etmektedir. Siyasi şiddet, partileri nemalandırırken, milletimize zulüm etmektedir. Toplumda şiddet eğilimlerini arttırmaktadır. Dokuz ayda aile içi şiddet nedeniyle hunharca katledilen kadın sayısı 953'dür. Siyaset, kavga ederek toplumsal kültürü bozmaktadır. Siyaset, kavga ederek halkın dertlerini ortada bırakmaktadır. Üstelik siyaset, kendi dertleriyle de halkı yormaktadır. Geçen hafta TBMM'nde bir konuşmaya şahit oldum. Sizlere metinden aynen okuyorum; ‘‘Bize önce insani eğitim verin, kültür verin, ya İnternet'teyiz ya sokaktayız, bunalımdayız, kendimizi mutlu hissetmiyoruz, sadece tüketimle mutlu oluyoruz.'' Değerli arkadaşlar, metni altını çizerek tekrar okuyorum; ‘‘Bize önce insani eğitim verin, kültür verin, ya İnternet'teyiz ya sokaktayız, bunalımdayız, kendimizi mutlu hissetmiyoruz, sadece tüketimle mutlu oluyoruz.'' Kim söyledi bunu, bu tesbiti kim yaptı diye baktığımızda, 7. Türkiye Öğrenci Meclisi Denizli Temsilcisi, ülkemizin geleceği olan öğrencilerimizden bir kardeşim; Tuncer Tokmak. Evet, bu tesbit bir öğrenci kardeşime aittir. Tüylerim ürperdi.
Hükümete sesleniyorum, TBMM'nin değerli üyelerine sesleniyorum, tüm sorumlu makamlarda oturanlara sesleniyorum, vicdanlarınıza sesleniyorum; Lütfen bu feryada kulak verin. Lütfen gereğini yapın. Herkes başını ellerinin arasına alıp düşünmelidir. İnsanlar, kavga ederken düşünemezler, düşünürken kavga edemezler. Bu ülkenin düşmanları çoktur. 70 milyon insanımızın birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe ihtiyacı vardır.